Abdülhamid'in Valileri
Osmanlı Vilayet İdaresi 1895-1908
Abdulhamit Kırmızı
Osmanlı taşrasının tarihi yazılmamıştır. Asıl önemlisi, Sultan Abdülhamid dönemi taşrası, 33 yıla layık bir biçimde incelenmemiştir. Oysa Hamidiye dönemi taşradaki değişiklik demektir. Anadolu halkı Hamidiye dönemindeki uzun barış, alt yapısal yatırımlar ve zenginlikler dolayısıyla II. Abdülhamid'e merbutturlar. (.) Osmanlı taşrasının modernleşmesi "Geç Tanzimat" diyebileceğimiz 19. asrın son çeyreğine ait bir vakıadır. Onu iyi incelemek zorundayız. Önümüzdeki bu çalışma Sultan Abdülhamid devri taşra bürokrasisi üzerine bize önemli bilgiler getiriyor.
Prof. İlber Ortaylı
Modern bir merkezi devlete dönüşüm sürecinde İmparatorluğun taşra idaresinde yaşanan değişimi hikaye eden bu kitap, Birinci Meşrutiyet devrinin son 13 yılının vilayet idaresine valiler perspektifinden yaklaşıyor. II. Abdülhamid'in Yıldız Sarayı'nda güç temerküzünü tamamladığı 1895 yılından, muhalif İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin idareyi ele geçirdiği Temmuz 1908 İhtilali'ne kadarki dönemde 29 vilayette 90'ın üstünde vali görev yaptı. Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki bu idare modelini önceki dönemlerin reformlarına atıfla kesif bir incelemeye tabi tutan yazar; valileri, güncel olaylar ışığı altında emperyal ve yerel düzeyde çeşitli kurumlarla, gruplarla ve kişilerle boğuşurken resmediyor. Osmanlı Devleti'nin yüksek idarecilerinin zihniyetine, iki yüzyıl arasındaki geçiş zamanının ruhuna ve merkezle vilayetler arasındaki güç mücadelelerine ışık tutuyor. Devlet işleyişini taşra gözlüğünden inceleyen bu çalışma, vilayetlerle merkezin karşılıklı bağımlılığını devletin merkezileşmesi bağlamında ele alıyor.
Yoğun bir arşiv çalışmasına dayanan bu kitap; sadece bir idare sistemi olarak Hamidiye otokrasisinin doğasını değil, zengin bir tarihi olan Türk bürokrasi kültürünü de daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.
Önsöz |
İçindekiler
|
 |
| |
|
|
Ahlâk-ı Alâî
Kınalızâde Ali Çelebi
ON ALTINCI yüzyıl Osmanlı dünyasının en velud müelliflerinin başında gelen Kınalızâde Ali Çelebi, özellikle başyapıtı olan Ahlâk-ı Alâî isimli eseri ile tanınmaktadır. Bir ahlak kitabı olan Ahlâk-ı Alâî ile Kınalızade, bir yandan döneminin düşünce dünyasını tafsilatıyla resmederken öte yandan bireylerin kendileriyle, aileleriyle, içinde yaşadıkları toplumla ve devletle ilişkilerini ne şekilde kurmaları gerektiğine dair önemli bilgiler verir. Bu noktada özellikle aşırılıklara dikkat çekerek hem bireysel, hem de toplumsal hayatta bir orta yol arar.
Üç ana bölümden oluşan eserin birinci bölümünde bireysel ahlak ele alınır ve erdemler ve bunun zıddı olan "rezilet"ler incelenir. İkinci bölüm "İlm-i Tedbîrü'l-Menzil" başlığını taşır ve aile ahlakı ve muaşeret kurallarına dair oldukça zengin bilgiler verir. "İlm-i Tedbîrü'l-Medîne" başlıklı üçüncü bölüm ise, esas itibariyle bir siyasetname özelliği gösterir.
Kendinden önceki ahlak kitaplarını ikmal etme iddiasında olan Ahlâk-ı Alâî, bu iddiasını gerçekleştirmiş, aradan geçen asırlara rağmen Şark ahlak liteatürü içerisindeki önemini muhafaza etmeyi başarmıştır.
Önsöz |
İçindekiler
|
 |
| |
|
|
Osmanlı Filistininde Bir Posta Memuru
İzzet Derveze
İZZET DERVEZE, Osmanlı Devleti'nin Arap vilayetlerindeki hakimiyetinin son günlerine şahitlik etmiş Arap milliyetçisi Filistinli bir aydın. Maddî imkansızlıklar nedeniyle öğrenim hayatına devam edemeyen Derveze, bir yandan geçimini temin için genç yaşlardan itibaren posta memurluğu yapar, diğer yandan da kendi kendini yetiştirir.
Yirminci yüzyılın başlarından itibaren Arap vilayetlerinde gelişen siyasî ve ideolojik faaliyetlerin içinde bulunan Derveze'nin hatıraları, sözkonusu dönem ve coğrafyayı anlamak için ilginç ipuçları sunuyor. İttihat ve Terakki Cemiyeti, Islahat Hareketi (Beyrut), el-Lâmerkeziyye Partisi (Kahire), Hürriyet ve İtilaf Fırkası, ihtilalci el-Fetât Örgütü ile bu kuruluşlar içerisinde görev alan düşünür ve siyasetçiler, Derveze'nin anılarında yer verdiği bazı konu başlıkları. Hatıratta, Cemal Paşa ve İttihatçıların yanı sıra İngilizlerin Araplarla ilişkileri ve bu bağlamda
Şerif Hüseyin liderliğindeki Arap İsyanı özel bir yer tutuyor.
Derveze'nin hatıraları yakın dönem siyasî tarihimiz açısından olduğu kadar şehir tarihi ve sosyal tarih açısından da zengin bir içeriğe sahip. Kitapta 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başındaki bir Osmanlı-Arap şehrinde gündelik hayatın nasıl aktığı konusunda ilginç ipuçları sunuluyor. Kıyafet ve yiyeceklerden düğün ve cenaze âdetlerine, şehrin suları, çarşıları ve sabunhanelerinden mabet ve okullarına, toplumun sıradan insanlarından önemli şahsiyetlerine kadar Nablus'un kültür ve şehir tarihi ile ilgili çarpıcı bilgiler veriliyor. Bu yönüyle Derveze'nin anıları, taşra tarihi çalışmalarına ilgi duyanlar için de zengin muhtevaya sahip bir kitap.
Önsöz |
İçindekiler
|
 |
| |
|
|
|
|
| |
|
| Grafik & Tasarım: dizaynus |
| |